Değerli Ortaklarımız,

Dünya ekonomisinde, 2008 finansal krizinden bu yana ilk defa 2017 yılında geniş çaplı bir toparlanma yaşandı. Orta Doğu ve Pasifik bölgesindeki jeopolitik risklere rağmen küresel ekonomi açısından 2017 yılı tahmin edilenden daha iyi bir yıl oldu. Dünya ekonomisinde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerden kaynaklanan geniş kapsamlı bir canlanma yaşandı.

Küresel ekonomi 2017 yılında % 3 civarında büyürken, gelişmiş ülkeler % 2,3, gelişmekte olan ülkeler ise % 4,3 oranında büyüdü. ABD ekonomisi % 2,3, Çin % 6,8 oranında büyürken, uzun yıllardır çok düşük büyüme performansı gösteren Euro Bölgesi % 2,4, Japonya ise % 1,7 oranında büyüme oranlarını yakaladı.

Dünya ekonomisindeki büyüme performansının 2018 yılında da benzer şekilde devam etmesi beklenmektedir. Tüm dünyada tüketici güveninin artması büyümeyi desteklemeye devam edecektir. ABD’ de işsizlik oranı tam istihdam seviyesine yaklaşırken, enflasyondaki artış devam etmektedir. Ekonomideki güçlü seyre paralel olarak ABD Merkez Bankası FED’ in 2018 yılında faiz artırımına devam etmesi beklenmektedir. Diğer yandan vergi paketinin yasalaşmasıyla birlikte Amerikan şirketlerinin yurt dışında tuttukları sermayenin önemli bir kısmının ülkeye dönmesi beklenmelidir. Bu şartlar altında, gelişmekte olan ülkelerin uluslararası para piyasalarından borçlanma imkanları azalacak ve borçlanma maliyetlerinin artması kaçınılmaz olacaktır.

Türkiye ekonomisi de dünya ekonomisine paralel olarak 2017 yılında beklentilerin üzerinde bir performans gösterdi ve % 7 civarında büyüdü. Bütçe açığının GSMH’ ya oranı % 1,5 olarak gerçekleşirken, işsizlik oranı % 10,3 civarında seyretmektedir. Yüksek oranda büyümenin sonucu olarak ortaya çıkan 47,1 milyar USD cari işlemler açığının GSMH’ ya oranı % 5,5 oranına yükselmiştir. Döviz kurlarındaki artışın enflasyon üzerindeki olumsuz etkisi 2017 yılında görülmeye başlamış ve enflasyon TÜFE’ de % 11,92 seviyesine ulaşmıştır.

Türkiye’ nin uluslararası rekabet gücünün artması için başta eğitim ve hukuk olmak üzere yapısal reformlara öncelik verilmesi hayati önem taşımaktadır. Yapısal reformlara ağırlık verilmesi halinde Türkiye ekonomisi 2018 yılı ve sonrasında da yüksek performansını sürdürecektir. Türkiye ekonomisinin 2018 yılında % 5 civarında büyümesi beklenmektedir.

İnşaat sektörü, etkilediği sektörlerin çeşitliliği ve yüksek istihdam potansiyeli sayesinde her zaman Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olmuştur. 2017 yılında konut satışları KDV oranlarındaki indirimin de etkisiyle % 5 civarında artarak 1,4 milyon adete ulaşmıştır. Konut satışlarındaki artışla birlikte gayrimenkul stoklarındaki artış da devam etmiş ve önemli bir sayıya ulaşmıştır.

Şirketimiz, stoklarında mevcut olan konutların tamamını 2017 yılında satmış olup, yeni proje geliştirme çalışmalarını sürdürmüştür. Ayrıca önceki yıllarda portföyümüze dahil ettiğimiz yüksek prestijli gayrimenkullerden kira geliri elde etmeye devam etmiştir.

Özverili çalışmaları nedeniyle tüm çalışanlarımıza ve bize hiçbir zaman desteğini esirgemeyen siz değerli Ortaklarımıza teşekkür ediyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle değerli Heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlar başarılı bir yıl dileriz.

Yönetim Kurulu